123 adet KDV genel tebliğinin yürürlükten kaldırılmasından sonra;
12 Ağustos 2014 Salı
Esadullah Aslan
1.5.2014 tarihinde yürürlüğe giren arındırılmış ve yeni KDV genel tebliği içeriğindeki açıklamalar ışığında KOD uygulamasının fiili ve hukuki durumu üzerinde duracağım.

VERGİ HUKUKU İLE İLGİLİ OLARAK,YAZMAYA  BIRAKTIĞIMIZ YERDEN DEVEM EDİYORUZ,

                      En Son Seyyar Oto Alım Satımından Mükellef Yapılanlara  Müjdeli Haber Başlıklı  bir yazı kaleme almıştım.

                   O günden sonra,tamamen zaman kıtlığından yazmaya ara vermiştim,yeniden başlıyorum,umarım uzun soluklu ve faydalı bir buluşma olur.

                 Bugunki yazımda KOD uygulaması ve hukuki durumu üzerinde durmak istiyorum.
  Şöyleki,

                 Bu güne kadarki kod listesine alma uygulaması tamamen genel tebliğlere dayılı olarak yürütüle geldiği bilinmektedir.

                  123 adet KDV genel tebliğinin yürürlükten kaldırılmasından sonra 1.5.2014 tarihinde yürürlüğe giren arındırılmış ve yeni   KDV genel tebliği içeriğindeki açıklamalar ışığında KOD uygulamasının fiili ve hukuki durumu üzerinde duracağım.

  Şöyleki,

                   Yine hiçbir kanuni dayanak gösterilmeden, sadece ve sadece genel tebliğlerdeki tespit ve açıklamalara dayalı olmak koşulu ile Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeye dayalı KDV iadelerinin önlenmesi amacıyla özel esaslar uygulaması yeni baştan düzenledi. 

                   Özel esaslara alınma kriteri, belge ve işlemin gerçek mahiyeti esas alınarak belirlenerek.bu kez özel esaslara alınmadan önce mükelleflere yaptıkları işlemin gerçekliğini delil serbestisi içerisinde her türlü delil ile ispat etme imkanını sağlandı.Buda ayrı bir tartışma konusu olup ilerleyen zamanlarda müstakil olarak ele almak istiyorum.

                   Hal böyle olmakla,Özel esaslar kapsamından çıkış için net belirlemeler, kriterler ve koşullar getirildi. Ayrıca hali hazırda özel esaslar kapsamında bulunan mükelleflerin de yararlanması için de geçiş hükümleri öngörüldüğünü yeni genel tebliğin içeriğinden anlamak mümkündür.Fakat bu tespit ve açıklamaların yasaya dayalı olmaması ilerleyen zamanlarda,olumsuz bir yaklaşımın tespiti halinde maliye idaresi tarafından kısıtlanması her zaman mümkündür.

                  Mükelleflerin KDV iade taleplerini daha hızlı ve şeffaf şekilde yerine getirmek üzere KDV İade Takip Sistemi, Mayıs ayında tüm Türkiye'de uygulamaya konulacağı belirtilmiş olup. Bu Sistem sayesinde mükellefler,  talepte bulunduğu bir iadenin hangi aşamada olduğu hakkında bilgi sahibi olacak şekilde düzenleme yapılmış olmasının.Özellikle teknolojik gelişmenin zirve yaptığı bir ortamda geç kalınmış bir uygulama olmakla birlikte olumlu bir gelişme olduğu açıktır.

                  KDV Genel Uygulama Tebliğinin yürürlüğe girdiği 1 Mayıs 2014 tarihi itibarıyla özel esaslar kapsamında bulunan mükelleflerin durumları, müracaatlarına gerek olmadan bağlı bulundukları vergi dairesi tarafından tebliğin ilgili bölümlerindeki genel esaslara dönüş hükümleri çerçevesinde değerlendirilecek ve şartları taşıdığı belirlenen mükelleflerin genel esaslara dönüşün sağlanacak olduğunun tamim edilmeside,

                   Maliye idaresinin bu güne kadar zuhur etmiş olan mağduriyetleri iyi analiz etmiş olduğunu ve bu uygulamaya alt birimlerin uygulamayı yaparken,hiçbir insiyatif kullanmasına imkan tanımadan resen ve ivedilik şartı getirmiş olmasının,birçok git gelin önüne geçeceği kesindir.

  Bunların tamamı mevcut uygulamaları ve karmaşık KDV genel tebliğlerinin güncellenip sadeleştirilmiş olduğunu göz önüne aldığımızda çok güzel,yerinde ve iş kolaylaştırıcı uygulamalar olduğuna hiçbir kuşku ve itiraz yoktur.

  Fakat, Maliye idaresinin mükelleflere bu türden kolaylıkları sağlamasına memnuniyetler belirtilirken bazı gerçekleri ve ayrıntılarıda  gözden uzak tutmamamız gerekir.

  Oda şudur,

  İdare, Özel esaslardan,genel esaslara geçirmek için genel tebliğlerle bu kadar kolaylıklar sağlıyor olmasına rağmen , KOD LİSTESİNE ALINMANIN hukuka uygun olup olmadığı hiç tartışılmamaktadır,oysaki asıl tartışılması gereken konu budur,

                         Çünki 

                         İdari Yargı Yerleri KOD uygulaması ve bu uygulama sonucu oluşturulan iş ve işlemler,uygulanan yaptırımlara pekte idarenin baktığı gibi bamkadığı görülmektedir.

  Örneğin yerel mahkeme tarafından verilen ve Danıştay tarafındanda aynen onanan bir kararda ,

                         Anayasamızın çalışma ve sözleşme hürriyetini düzenleyen                    48.maddesinin 2.fıkrasında, devletin, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağını,Anayasanın  " Vergi Ödevi" başlığını taşıyan 73.maddesinin 3.fıkrasında da, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağının  belirtilmiş olduğu açıklamalarından hareketle.

                  Bu düzenlemelere göre devletin çalışma hayatına ilişkin düzenlemeleri yapması ve buna dair tedbirleri alması bir görev olduğunu fakat bu düzenlemelerin tamamının yasa ile yapılmasının ise zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.

                  Yerel mahkeme , Dayanağını Anayasaya uygun olarak çıkarılmış olan bu kanunlardan almayan düzenlemelerle bir takım hak ve yükümlülüklerin getirilemeyeceğine hükmetmiş.
                  Dolayısı ile, mükellefin mal ve hizmet faturasını aldıktan yıllar sonra,mal ve hizmet almış olduğu mükellef hakkında vergi tekniği düzenlenmiş olmasının,alıcının bu mükelleften mal ve hizmet karşılığı faturalarının sahte addedilmiş olması gerekçesi ile    olumsuz mükellefler listesine alınması uygulamasının.

                  Yani KOD listesine alınma uygulaması ile ilgili olarak, gerek idare ve  gerekse idarenin bağlı bulunduğu hiyerarşik üst makamların mükellefi bu şekilde kategorize edebilmelerine imkan sağlayan hiçbir yasal düzenleme bulunmadığı ve Anayasa'da da buna izin veren bir hüküm yer almadığı hükümlerini verdikten sonra ,

                  Dolayısı ile bu şekilde yasal dayanağı olmadan yapılacak bir sınıflandırmanın, mükellefler üzerinde olumsuz etki yaratması yanında,uygulamanın Anayasa ile  güvence altına alınan temel kişi hak ve hürriyetlerine de açık aykırılık içerdiği, bu nedenle yasal dayanağı olmadan, hukuka aykırı bir biçimde idarenin kendi içerisinde oluşturduğu bir sınıflandırma ile mükellefler hakkında olumsuzluk tespit edilen mükellefler listesi olarak adlandırılan listede yer verilmesinin mümkün olamayacağı, bu sebeple  "hakkında olumsuzluk tespit edilen mükellefler" listesine alınma uygulamasının hukuka aykırı olduğuna karar verilmiş bulunmaktadır,bu türden idari yargı yeri kararları verilmeye devam etmektedir.

  Kod uygulamasının hiçte KDV genel tebliği ile yapılan düzenlemeler gibi olmadığı ve olamayacağına açıklık getirilmiş bulunmaktadır.Danıştay 3. Dairesinin 15.5.2013 tarihli bir kararı ile Yerel mahkemenin bu yöndeki iptal kararını onamış olmasıda bu durumun idari yargı yerlerinin ortak içtihadı olmaya başladığının göstergesi olduğu inancındayım.

  Yalnız bu haktan yararlanmak için, idareye bu yönlü bir başvuru yapılıp ondan sonra hak arama yollarına başvurulması gerektiğininde unutulmaması gerekir.

  Tüm bunların yanında,

  Maliye idaresininde bu kadar karmaşık ve hukuki dayanağı olmayan iş ve işlemler ile enerjisini boşa tüketmek ve mükellefleri ile haksız ve yersiz sürtüşmelere girerek,mükelleflerini küstürmek yerine,Kanun koyucu tarafından uygulamasının kanunlantışılmasını sağlaması yönünde bir çaba içinde olmasının daha doğru sorunları temelden halledecek bir yaklaşım olacağınıda gözden uzak tutmamak gerekir.

59- Divan Başkanı Ziya Disanlı, Meslekte Birlik Grubundan Halil Erdem Gültekin' e Söz Verdi. Halil Erdem Gültekin Nispi Temsille İlgili Görüşlerini Sundu.(SON)
Kulüp Toplantılarınızı Uygun Fiyatlarla Toplantı Odalarımızda Yapabilirsiniz.
Galata Bankerleri ve Tüccarları