Geçici vergide altı değişiklik ihtiyacı
22 Haziran 2018 Cuma
Gelir vergisi mükelleflerinden basit usulde vergilendirilenler hariç olmak üzere ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek kazancı sahipleri ve kurumlar vergisi mükellefleri,
Geçici vergide altı değişiklik ihtiyacı
HUKUKA GÖRE

Geçici vergide altı değişiklik ihtiyacı

Bumin DOĞRUSÖZ
bumin.dogrusoz@dunya.com

Gelir vergisi mükelleflerinden basit usulde vergilendirilenler hariç olmak üzere ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek kazancı sahipleri ve kurumlar vergisi mükellefleri, altışar aylık dönem kazançları üzerinden, yıllık gelir veya kurumlar vergilerinden mahsup edilmek üzere, geçici vergi ödemekle yükümlü tutulmuşlardır. Ancak kanunla altışar aylık olarak belirlenen geçici vergi dönemleri, 2000/329 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca önce 2000 yılının 2. altı ayına mahsus olmak üzere, daha sonra 2000/1514 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kalıcı olarak üçer aylık dönemler şeklinde belirlenmiştir.

İlk önce kanunu fiili duruma uydurmak gerekmektedir.

Geçici verginin oranı, gelir vergisi mükellefleri için %15, kurumlar vergisi mükellefleri için %22’dir. Ancak bu mükellefler, geçici vergi dönemi içerisinde kendilerine yapılan ödemelerden kesilen vergileri, hesaplayacakları geçici vergiden mahsup hakkına sahiptirler. Serbest meslek kazançları %20 oranında stopaja tabi tutulduğu için, pek çok serbest meslek erbabı fiilen geçici vergi ödememekte, sadece beyan gibi şekli bir yükümlülüğü yerine getirmektedir.

İkinci olarak bir önceki yıl kazançlarının %75 -80’i stopaja tabi kazançlardan oluşan mükellefler izleyen yıl için geçici vergi beyannamesi vermekten muaf tutulabilir.

Geçici vergi döneminin kapanmasından sonra, geçici vergi beyanlarının incelenmesi sırasında, geçici verginin eksik beyan olunduğunun vergi idaresi tarafından tespiti halinde, eksik geçici vergi, ikmalen veya re’sen tarh olunur. Bu eksik beyan olgusu, aynı zamanda vergi ziyaına da yol açtığından ceza ve gecikme faizinin de beraberinde doğumuna yol açar. Ancak eksik beyanda bulunulduğunun, yıllık verginin vergilendirme döneminin kapanmasından sonra saptanması halinde, tarh olunacak geçici verginin mahsup olanağı artık kalmamış olacağından, geçici vergi tarhiyatı yapılamaz. Bu durumda mükelleflerden sadece, ceza ve gecikme faizi aranır. Böyle bir durumda aranacak olan gecikme faizinin ise, geçici verginin normal beyan ve ödeme tarihi ile mahsup olanağı bulunan yıllık beyan tarihi arasındaki süre ile sınırlı olması gerekir. Maliye Bakanlığı da gecikme faizinin hesabı konusunda 16.5.2000 tarih ve 2000/6 sayılı Uygulama İç Genelgesi ile bu yönde görüş açıklamıştır.

Üçüncü olarak İç Genelgeye dayalı uygulamanın yasaya işlenmesi gerekmektedir.

Burada yıl kapanıp yıllık beyanname verildikten sonra ceza uygulanması da ceza hukukunun temel ilkesi olan ve daha önce yasal dayanaklarını yazdığım “non bis in idem” (bir fiile birden fazla ceza verilemeyeceğine ilişkin) ilkesine açıkça aykırıdır. Bu hususun da gözden geçirilmesi gerekmektedir. Şarttır. Çünkü bir mükellefin AİHM’e müracaatı halinde, Bakanlık zor durumda kalabilir. Yıllık vergi matrahının eksik beyan edilen geçici vergi matrahını da kavradığı hallerde artık geçici vergi için ayrıca ceza tarhiyatı yapılmaması gerekmektedir.

Dördüncü olarak bu hususun Kanunda vurgulanması gerekmektedir.

Geçici vergi matrahının mükelleflerce dönem sonu işlemlerine ilişkin kayıtlar yapılmadan ve dönem sonu işlemlerinden bir kısmı ihmal edilerek belirlenmesi dolayısıyla, mükelleflerin hata yapma olasılıkları yüksektir. Bu durumu dikkat alan yasa koyucu, geçici vergi matrahlarında ileride bulunacak farklarla ilgili olarak %10 oranında bir hoş görü payı öngörmüştür. Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120 maddesinde yer alan yasal düzenlemeye göre, “yapılan incelemeler sonucunda, geçmiş dönemlere ait geçici verginin %10’u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için re’sen veya ikmalen geçici vergi tarh edilir”.

Bu düzenleme uygulamada farklı yorumlara yol açmaktadır. Bizim anlayışımızda, geçici vergi beyannamesini verenlerden, inceleme konusu yapılıp, %10’u aşmayan oranda vergi farkı bulunan mükelleflerle ilgili tarhiyat yapılmasına engel bir hoşgörü hükmüdür. Yoksa bu düzenleme, yapılan incelemelerde %10’dan fazla oranda vergi farkı olan mükelleflere yapılacak tarhiyatlarda, %10’luk kısım için de tarhiyat yapılmasına engel değildir. Ancak Maliye Bakanlığı, 217 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği'nde, “%10’u aşan kısım re’sen veya ikmalen tarhiyata konu olacaktır” şeklinde görüş açıklamıştır. Buna karşılık bir 27635 sayı ve 7.6.2000 tarihli Özelge'de, “hesaplamanın, beyan edilmesi gereken matrah üzerinden yapılması gerektiği” şeklindeki açıklama yapılmıştır. 

Ancak Danıştay 3. Dairesi E.2005/1149 K.2005/1925 sayı ve 20.9.2005 tarihli Kararı ile –savunduğumuz görüş doğrultusunda-, eksik beyan edilen geçici verginin tamamı için yapılan tarhiyatın %10’luk kısma tekabül eden bölümünü kaldıran Malatya Vergi Mahkemesi kararını bozmuştur. Kararda “Maliye Bakanlığı görüşünü duyuran tebliğlerde, geçici vergi matrahının yüzde 10'unu aşan tutarda noksan beyan edilmesi halinde bu oranı aşan kısmın vergilendirmeye konu yapılacağı yönündeki açıklamanın, yasadaki düzenleme karşısında etkili olmayacağı açıktır.” denilmiştir. Beşinci olarak bu konunun da yasada açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
16- Divan Başkanı Kenan Mülayim, Ondördüncü Gündem Maddesi Olan Seçim Maddesine Geçerek Üyelerin Oylarını Kullanarak Yeni Yönetimi Seçmesi İçin Hazırlıklarını Tamamladılar. (SON)
7144 Sayılı Yasa Kapsamında Bilançolardaki Taşınmazların Yeniden Değerlenmesi ve Vergisel Avantajları, Örnek Uygulamalar ve
Tektaş İmar Affı Uzmanı ve İnşaat Yüksek Mühendisi Hakan Çatalkaya, vatandaşların başvuru işlemlerini kolay yapabilmesi için imar affını 12 adımda anlattı.
Şubat 2008’den bu yana ihracat bedellerini yurda getirip getirmeme konusundaki serbesti, 4 Eylül tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ait bir tebliğ ile sona erdi.
Bilindiği üzere; Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin (IV/E-13.) bölümünde yer alan ve iade edilecek KDV tutarının gerçek olup olmadığının tespit edilmesi suretiyle,
Ekonomik gidişat ve mevcut konjonktürel yapı belirli kavramları ön plana çıkarmakta ve kullanılmasını yaygın hale getirmektedir. Ekonomin zora girmesi, ticaret hayatının daralması ile
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şube Başkanı Mehmet Albayrak ve Şube Yönetim Kurulu üyeleri Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali’yle bir araya geldi.
Konya SMMMO Başkanı Seyit Faruk ÖZSELEK, 30.09.2017 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 483 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin ilgili maddesine göre,
Kadın Muhasebeciler Derneği üyeleri olarak Balıkesir/Erdek /Ocaklar ‘da bir araya geldiler. Annem Apart Otelinde gerçekleştirmiş oldukları toplantıda bir araya gelmenin . . . .
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası haftalık repo gösterge faiz oranını yüzde 24'e yükseltti. Foreks'in ilgili anketinde analistler faizin 375 baz puan faiz atırılmasını öngörmüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzaladığı kararnameye göre Türkiye'de yerleşik kişiler her türlü menkul ve gayrimenkul satış ve kiralamasını TL üzerinden yapacak.
Daha önce bu köşede ve Milliyet Gazetesinde “Türk Vergi Ceza Sistemi"nin tamamen değişmek zorunda olduğunu ele almıştım.
30.09.2017 Tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 483 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’ne göre eski ve yeni nesil yazarkasalardan alınan günlük Z Raporlarına ait mali bilgilerin
Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nca, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu onayıyla bağımsız denetçilere yönelik
Yeni eğitim öğretim dönemi, özel okullar ve devlet okullarının birinci sınıflarıyla başladı. Hafta başında yeni dönem tamamen başlamış olacak.
Acı içinde kıvranan adamı hastaneye kaldırıyorlar. Röntgenler çekiliyor, tahliller yapılıyor ve doktor sonucu açıklıyor ;
Yeni Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2012 yılı ile birlikte yeni bir anlam kazanan bağımsız denetimde farklı düzenlemeler yapılmaya devam ediliyor.
İncelemelerde idarenin dayandığı delillerin genelde hukuk, özelde vergi hukuku tarafından kabul gören delillerden olması gerekir.
14/5/2018 tarihli ve 2018/11818 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar’ın ekindeki listede yer alan mallar için 11/9/2018 tarihinden itibaren aynı Kararname