Şirket Birleşmeleri - I
07 Mart 2013 Perşembe
Şirket birleşme ve devralmaları sermaye piyasalarının en önemli konularından birisidir. Özellikle pay sahipliğinin dağınık ve genelde kontrol eden pay sahibinin olmadığı Anglo Sakson ülkelerinde
Şirket Birleşmeleri - I

Şirket Birleşmeleri - I

Ali İhsan
Karacanaikaracan@superonline.com   

Şirket birleşme ve devralmaları sermaye piyasalarının en önemli konularından birisidir. Özellikle pay sahipliğinin dağınık ve genelde kontrol eden pay sahibinin olmadığı Anglo Sakson ülkelerinde şirket birleşme ve devirleri piyasanın önemli bir olgusu ve özellikle de sistemin işlerliği ve denetimi açısından da işlev görüyor.

Ancak bizde son Galatasaray ile ilgili birleşme örneğinden görüldüğü gibi birleşmeler piyasada bu işlevi görmekten uzak ve hatta tersine işlev görebiliyor.
Ancak Galatasaray bu konuda tek olumsuz örnek değil (En son örnek olarak Yavuz Semerci’ye yıl başında yapılan GYO sektöründeki bir başka birleşmeyi de mercek altına almasını öneriyorum). Bu nedenle birleşmeler ile ilgili konuyu genel olarak ele almak ve bazı konuları tartışmak istiyorum.

Yeni Sermaye Piyasası Kanunu (m.23/1/a) ile halka açık ortaklıkların birleşme işlemlerine taraf olmalarını “ortaklıkların önemli nitelikteki işleri” arasında sayılmıştır.

Kanun SPKr.’na önemli nitelikteki işlerle ilgili olarak uyulması zorunlu usul ve esasları belirleme yetkisi vermiştir. Belirlenen zorunlulukları uyulmaksızın gerçekleştirilen işlemler ile ilgili olarak uygulanacak yaptırımlar da yasada yer almıştır. Diğer yandan önemli işlerden sayılan birleşme belirli koşullar altında ortaklara “ayrılma hakkı” da vermektedir (SPKn m.24). Daha önce de belirttiğim gibi ayrılma hakkının düzenleyen yasanın ayrılma fiyatının çok adil ve doğru bir fiyatlama yaklaşımı içerdiği konusunda kuşkuluyum.

Diğer yandan halka açık anonim ortaklıkların birleşmeleri ile ilgili esaslar Türk Ticaret Kanunu (m. 134 vd.) tarafından ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiş bulunmaktadır.

Bazı ayrık durumda olanlar hariç Türkiye’de şirketlerin hemen tümü bir (bazen iki veya üç) büyük ortak tarafından kontrol edildiği için şirket satın almaları da genelde kontrol eden ortağın hisselerini devir biçiminde yapılıyor. Bu nedenle ABD ve İngiltere’de görüldüğü tarzda bir satın alma teklif ve yarışmaları, hasmane satın almalar, satın almaya karşı savunma eylem ve işlemleri gibi olgular ve İngilizcedeki deyimiyle şirket kontrol pazarı (market for corporate control) ve bunun şirketler kesimi üzerindeki disipline edici etkisi de ülkemizde pek yok.

Şirket birleşmeleri açısından da konuya baktığımızda genelde bu konudaki örnekler de şirketlerin genelde kontrol eden ortakları olması gerçeğinden etkileniyor. Şirket birleşmeleri istisnalar dışında genelde aynı sermaye gurubuna ait iki veya daha fazla şirket arasında oluyor. Birleşen şirketlerin hepsi bazen kapalı şirketler iken bazen da ya hepsi halka açık olabiliyor. Bazen da bir şirketler gurubu bünyesine yer alan kapalı bir şirket ile halka açık şirket veya şirketlerini birleştirir.

Ama sermaye piyasasında farklı sermaye gurubuna ait olan şirketlerin taraf olduğu birleşmelere pek rastlanmıyor.

Ülkemizde tarihsel olarak birçok nedenle bir şirketler gurubunda şirket sayıları bazen gereğinden fazla olabiliyor. İleride lazım olur diye kurulan şirketler, ileride devri kolay olsun diye tek bir gayrimenkulden yada iştirakten ibaret şirketler var. Bazen da işin niteliği yada gözetim ve izleme nedeniyle kurulan şirket sayısı artıyor. Bazen bu fazlalık yasal nedenlere dayanabiliyor. Örneğin deniz ticaret hukukunun etkisiyle her bir gemi için ayrı şirket kurulması, RTÜK kuralları nedeniyle Digitürk ve D Smart gibi platformların açtıkları her kanal için ayrı bir şirket kurmaları gibi. Bazen da ekonomik nedenlerle pazarda marka yaratmak ve pazar payını artırmak, üretimden tüketime ara kademeleri artırmak için şirketler çoğalıyor. Bu bazen öyle noktaya geliyor ki, bu deneyimlerimle gözlediğim bir olgu, guruplar bazen şirketlerini bilmez ve izleyemez hale geliyorlar; bazen neden kurulduklarını bile zamanla unutabiliyorlar. Bu nedenle ülkemizde şirket gurupları genelde şirket sayısı itibariyle biraz aşırı şirketleşmiş bir yapıya sahip.

Genel görünüm bu olmakla birlikte bazen şirketlerin faaliyette bulundukları sektörlerde yaşanan daralma ve gerilemeler nedeniyle bazen da makroekonomik krizler nedeniyle guruplar birbirleriyle ilintili yada birbirlerinin parçası olan yada aynı sektördeki şirketleri birleştiriyorlar. Örneğin 2001 krizinin ardından Doğuş gurubu halka kapalı iki bankası ile (Osmanlı Bankası, Körfezbank) halka açık bir bankasını (T.Garanti Bankası) birleştirmiştir.

Bazen yabancı şirketlerin ülkemizde faaliyette bulunan yerel şirketleri var. Yurt dışında iki yabancı şirket birleştiklerinde sonunda ülkemizdeki yavru şirketleri de bu birleşme nedeniyle birleşebiliyorlar. Bu konuda en son örnek TEB ile Fortisbank’ın (eski Dışbank) ülkemizde birleşmelerini örnek olarak gösterebiliriz.

Bir şirketler gurubu bir sektörde faaliyette bulunan şirketi var iken aynı sektörde başka şirket veya şirketleri de satın alabiliyor. Bunun sonucunda bazen yeni aldıkları bu şirket ile eski şirketlerini birleştirebiliyorlar. Örneğin Koç Gurubu Yapı Krediyi satın aldıktan sonra bu bankayı ellerinde daha önce mevcut olan Koçbank ile birleştirme yolunu seçmişlerdir.

Bazen da ekonomik nedenlerle tasarruf yapmak, verimliliği ve etkinliği artırmak kaygıları birleşmede etken olabiliyor. Bazen da vergi avantajları birleşmeyi gerektiriyor. Bir şirket zarar ederken diğeri kar ediyor ve ikisi vergi hukukunda konsolide edilemediği için vergi tasarrufu ancak birleşmeyle sağlanabiliyor.

Bazen da finansal kaldıracı kullanmak yada kullanılmış bir finansal kaldıracın yarattığı sorunları çözmek için birleşme kullanılıyor. Bu açıdan özellikle bir şirket alınırken sırf bu şirketi almak için bir şirket kuruluyor ve bu şirketin aktifinde de esas itibariyle sadece alınan şirket oluyor. Bu model çoğu kez özelleştirme gibi büyük alımlarda (bu alınan şirket bazen halka açık da olabiliyor) kullanılıyor. Sonra da şirket alımını finanse etmek için alınan kredi bu kurulan şirketin bilançosunun pasifine konuluyor. Doğal olanı ve beklenen bu alınan ve çoğu kez halka açık şirketin temettü ödemeleri yoluyla kurulan şirkete kaynak sağlaması ve kurulan halka kapalı şirketin de kredileri geri ödemesi. Ancak çeşitli nedenlerle beklenenler olmuyor yada beklenen hız ve boyutta olmayınca çare halka kapalı olarak kurulan bu şirketle onun bilançosuna alınan bu şirketi birleştirmekte bulunuyor (Petrol Ofisi ile onu özelleştirmeden alan İŞ-Doğan birleşmesi gibi). Böylece alınan şirket temettü yaratmasa da nakit mevcutları ile kapalı şirketin borçlarını birleşme sayesinde ödeyebiliyor. Böylece kapalı bir şirketle halka açık bir şirketin finansal olanakları birleştirilmiş oluyor.

Birleşme işlemi sonunda çoğu kez halka açık şirketin kapalılık oranı artıyor ve bir ölçüde yatırımcılar için çekiciliği de azalıyor. Borsa da bazen yatırımcılarca arzulanan bir şirketini kaybedebiliyor ve bu şirket olağan, sıradan bir şirkete dönüşebiliyor.

Bazen da birleşme transfer fiyatlaması kısıtlamasını dolanmak amacıyla yapılıyor. Halka kapalı bir şirketten bu şirketin bilançosunu oluşturan başlıca önemli varlıklar transfer fiyatlaması ile halka açık bir şirkete alınmak (ya da tersi) isteniyor; ancak mevzuat açısından sorun çıkmaması için birleşme yolu seçilebiliyor. Böylece gurubun halka kapalı şirketi ile halka açık şirketi birleştirilerek transfer fiyatlaması kuralını ihlal riski ya da sorunu dolanılmış olabiliyor. Bu nedenle bazı birleşmeleri sadece “ önemli işler “ arasında görmek yeterli olmuyor; bu tür birleşmeleri “ ilişkili taraf işlemleri “ kategorisinde de görmek gerekebilir.

Halka açık bir şirket bir başka halka açık ya da kapalı bir şirketle birleştiğinde bazı konular, sorunlar ve kaygılar ortaya çıkabiliyor. Sermaye piyasalarında uzunca bir süredir olagelen şirket birleşmeleri iyi analiz edildiğinde bu kaygıların yersiz ve haksız olmadığını söyleyebiliriz. Halka açık bir şirketin taraf olduğu bu birleşmeler, birleşmeye onay veren bir kamusal otorite olarak SPKr’nu yakından ilgilendiriyor. Ayrıca birleşme ile pozisyonlarında ve net varlıklarında meydana gelen etkiler nedeniyle küçük ortaklar da yakından ilgililer.

Yeni sermaye piyasası Kanunu’nun kabulünden sonra yapılacak ikincil düzenlemelerde en azından özellikle son 10 yılın birleşmelerinde yaşanan (çoğunlukla olumsuz nitelikteki) deneyimler, olgular dikkate alınmalıdır. Bu konuda aklıma takılan ve gelen bazı konuları da izleyen yazımda paylaşacağım. (Gazeteport- 01.03.2013)

1- "Kadın Muhasebeciler Derneği Kurucu Başkanı" SMMM Gülüzar Özev' le Muhasebe Mesleği Üzerine Söyleşi
Başkan Gülüzar Özev; Mesleğini Muhasebeci Olarak Sürdüren Her Kadın Meslektaşlarımız kurmuş olduğumuz Kadın Muhasebeciler Derneğimize Üye Olabilir dedi.
Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş Bakanlar Kurulu kararıyla 23-28 Eylül arası otoyolların ve köprülerin ücretsiz olacağını ve emekli maaşlarının bayram öncesi ödeneceğini açıkladı.
Ülkenize şu anda en çok lazım olan şey ….BARIŞ. Yaşanan TERÖR olaylarının Son bulması.
Konya’da, yüklü miktarda borcu olduğu öne sürülen bir kişi, Otomobil içerisinde tabancayla başına ateş ederek intihar etti.
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 1 Kasım'da yapılacak milletvekili genel seçiminde oy kullanma saatlerini belirledi. Buna göre oy kullanma işlemleri saat 08:00'de başlayacak 17:00'da sona erecek
1 Kasım'da yapılacak genel seçimde aday olacak kamu görevlilerinin, bugün saat 17.00'ye kadar görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmaları gerekiyor.
TPF Başkanı Altunbilek, "Manav ürünleri, kırmızı et, bakliyat, unlu mamuller, zeytin ve zeytinyağında KDV oranının toptanda olduğu gibi perakende de yüzde 8'den
Hükümet, ağırlıklı emekliler ile ilgili olmak üzere sosyal güvenlik alanında 10 başlıkta çalışma yapıyor. İntibak, promosyon, erken emeklilik, zam ve kesinti müjdesi masada. Paketle ilgili kararı Başbakan verecek...
Etik Eğitim 2015/2. Dönem Başvuruları 21 Temmuz - 31 Ağustos 2015 Tarihleri Arasında Yapılabilecektir.
Seyit Ahmet Baş'ın, Maliye Bakanlığı Müsteşarlığı'na getirilmesine ilişkin karar Resmi Gazete'de yayımlandı.
Türkiye'nin seçim kabinesi belli oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu kabul etti.
Elektronik tebligat uygulamasına, 1 Ocak 2016 tarihi itibarıyla başlanacak. Ancak bu tarihten önce bildirimde bulunanlara 1 Ekim 2015 tarihinden itibaren elektronik tebligat yapılabilecek.
Bilindiği gibi elektronik defter tutmak zorunda olanlar ile elektronik fatura kullanmak zorunda olanlar 421 sıra numaralı tebliğ ile belirlenmişti.
Maliye Bakanlığından:“Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.
Özet : Dernek ve vakıflar muafiyet uzamaz ise vergi mükellefi olacaklar, Bugüne kadar muafiyet içinde kalan dernek/vakıflar defter tutmuyorlar idi.... Muafiyetin uzaması için önceden çalışma yapılması için zaman öncesi uyarıdır...
Emlak vergisine esas olmak üzere gelecek yıl uygulanacak bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri, meskenler açısından 48,09 lira ile 2 bin 205,99 lira arasında değişecek.
Vergi mükellefi olmayan kişilerden aldıkları ikinci el ticari otoları KDV’li satan galericiler, bu KDV’nin kazanç gibi vergilendirilmesinden şikayetçi.