Tarhiyat öncesi uzlaşmaya varılmaması ve dava açma tercihi
28 Ocak 2019 Pazartesi
Vergi mükelleflerinin 213 sayılı VUK’nun 378. maddesine göre vergi mahkemelerinde dava açılabilmesi için öncelikle verginin tarh edilmesi veya cezanın kesilmesi zorunludur.
Tarhiyat öncesi uzlaşmaya varılmaması ve dava açma tercihi
Tarhiyat öncesi uzlaşmaya varılmaması ve dava açma tercihi

Av. Nazlı Gaye Alpaslan
 
Vergi mükelleflerinin 213 sayılı VUK’nun 378. maddesine göre  vergi mahkemelerinde dava açılabilmesi için öncelikle verginin tarh edilmesi veya cezanın kesilmesi zorunludur. Henüz yasanın öngördüğü bir şekilde bir tarhiyat yapılmadığı yollarda vergi davasının açılması  mümkün görülmemektedir.    

Mükellefler çoğu zaman tarhiyat öncesi uzlaşmaya  varmadan  uzlaşmaya varılmadığına ilişkin tutanağın tanzim ve tebliğ edilmesi üzerine buna göre  ihbarname tebliği beklenilmeden hak arama gayesi ile vergi mahkemesine dava açma yoluna gidebilmektedirler. Oysaki, vergi mahkemelerinde dava açılabilmesi için mutlak surette ortada  tarh edilmiş vergi ve bu vergi ve cezaya ilişkin vergi-ceza ihbarnamelerinin  usulüne uygun tebliği  zorunludur. Zira, 213  sayılı VUK’nun 378. maddesinde vergi mahkemesinde dava açılmasının temel koşulu verginin tarh edilmesidir. Ve akabininde de tarh edilen işbu verginin tebliğinin zorunluluğu olduğu hususudur. Diğer taraftan, 213 sayılı VUK’nun 377. maddesinde mükelleflerin veya kendilerine ceza kesilenlerin  vergi mahkemesinde  dava açabilmeleri için verginin tarh edilmesi veya cezanın kesilmesi, tadilat ve  takdir komisyonu kararlarının  tebliğ edilmiş olması gerekmektedir.  Aynı şekilde tevkif yoluyla alınan vergilerde  istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması zorunludur.      

Bilindiği üzere, idare hukukunda  bir idari işlemin iptal davasına konu edilebilmesi için idarece  yapılan işlemin fertler açısından  hukuka aykırı olması ve bu işlem yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırılık teşkil etmesi gerekmektedir.  Hukuka aykırı olmayan veya fertler yönünden hukuka aykırılık teşkil etmeyen idari tasarruflar için iptal davasının açılması pek  mümkün görülmemektedir.  Ayrıca idari kuruluşların kendi merkez veya taşra örgütlerine yolladıkları iç yazılar veya genelgeler iptal davasına ilke olarak konu edilemezler.(Bkz: ALPASLAN Nazlı Gaye, Vergi İhtilafları ile İlgili Makale, Yorum ve İncelemeler, Kanyılmaz Matbaacılık, İzmir-2015)

Vergi hukukunda da gerçek veya tüzel kişi mükellefler açısından bir işlemin veya bir ihbarnamenin dava konusu yapılabilmesi için bu ihbarnamenin mutlak surette mükellefe veya yetkili kişilerine tebliğ edilmesi gereklidir.  Mükellefin tesadüfen vergi dairesine uğraması halinde ve orada  kendisi ile ilgili bir durumu ya da ihbarnameyi görmesi halinde  bu işleme karşı ortada bir tebligat olmadığı için dava açması da doğal olarak mümkün görülmemektedir.  Ya da mükellef kendisine karşı yapılan bir işlemi tebliğe almaksızın işitmesi, görmesi veya bir başka  şekilde öğrenmesi halinde böyle bir durum  dava açılması için yeterli değildir.    

Vergi hukuku uygulamasında  vergi yönetimince  tesis edilen  işlemler ile ilgili olarak VUK hükümlerine göre ve  4458 sayılı Gümrük Yasası ve 6183 sayılı AATUHK hükümlerine göre düzenlenmektedir.  Bu yasa hükümlerine göre, verginin tarh ve  tahakkukuna, itirazın reddine ilişkin işlemler ile tahsil edilebilir hale gelen (kesinleşen-tahakkuk eden)  verginin tahsiline yönelik işlemler (ödeme emri, ihtiyati haciz, haciz vs.) dir.  VUK, ayrıca, vergi matrahının tespitine yönelik olarak, takdir komisyonlarınca alınan kararlar ile vergileme  hatalarının  düzeltilmesi taleplerinin reddi üzerine Maliye Bakanlığına şikayet başvurulması üzerine, bu Bakanlıkça, tesis  olunan işlemleri de, idari davaya konu edilebilecek işlemler olarak saymıştır(1).

Vergi yükümlüsü açısından   dava açma  hakkının  doğabilmesi için, beyan dışı  herhangi bir matrah veya matrah farkı üzerinden ilave tarhiyat yapılmış ve mükellefe tebliğ edilmiş olması  gerekir. Tarhiyatın ikmalen, re’sen ya da idarece  yapılmış olmasının önemi yoktur.

Yeri gelmişken burada sözü edilen ilave tarhiyatın kavramını, yalnızca beyan üzerinden yapılacak tarhiyatlara ilişkin olarak düşünmemek gerekir. Çünkü bazı durumlarda matrah önceden belli olmasına rağmen, mükelleflerin vergilendirmeye ilişkin yükümlülüklerini zamanında  yerine getirmemeleri nedeniyle  dönem vergisinin tarh edilmemesi ya da ilk vergilendirme döneminde beyan veya belirli matrahlar üzerinden dönemlerinde tahakkukuna  olanak verilmemesi durumlarında da ilave vergi tarhiyatı  söz konusu olur(2). 

213 sayılı VUK hükümlerine göre düzeltme talebi hükümlerine göre ıslah  edilecek hataların, Hazine lehine ek vergi tarhiyatı sonucunu doğurması durumunda, yapılacak tarhiyat, mükellefe “ihbarname” ile tebliğ edilir ve bu tebliğle birlikte mükellefin dava açma hakkı doğar.

VUK’nun 29. maddesine göre ikmalen, 30. maddesine göre re’sen yapılacak tarhiyatlar da mükelleflerine “ihbarname” ile tebliğ edilmekte ve ihbarnamenin tebliği ile dava açma hakkı ancak  doğabilir.  Aynı esas, VUK’nun mük. 30. maddesine göre ihbarname esasına göre yapılacak tarhiyatlar yani idarece  yapılan tarhiyatlar  yönünden de aynı durumlar  geçerlidir.

Yüksek mahkeme Danıştay’a yansıyan  bir ihtilafta;  “Tahakkuk fişi idarenin iç işleyişi ile ilgili olarak ecrimisilin takip ve tahsil edilebilmesi için vergi dairesini bilgilendirebilmek  amacıyla düzenlenen bir belge olduğundan idari  davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğinde    görülerek mahkemece  işin esasının incelenmesi isabetli değildir.” şeklinde karar verilmiştir(3).

Sonuç olarak, dava açılması ile ilgili mükelleflerin  veya ceza muhataplarının  kesilen ceza ihbarnamesinin tebliği zorunlu olup, tarhiyat öncesi  uzlaşma komisyonları tarafından  uzlaşmaya varılmadığına ilişkin tutanağın  vergi dairesine intikali üzerine  vergi dairesi tarafından vergi ve ceza ihbarnamelerinin tanzim ve tebliğinden sonra ancak dava açılması söz konusu olabilecektir.  Ancak, Danıştay tarafından verilen bir kararda, uzlaşmanın temin edilemediğine ilişkin olarak mükellefe veya ceza muhatabına yapılan yazılı bildirimin dava konusu yapılabileceği şeklinde yüksek mahkeme tarafından karar verilmiştir(4).

-------------------------------

(1) CANDAN Turgut, Açıklamalı İdari yargılama Usul Kanunu, 2. Baskı, Maliye ve Hukuk Yayınları, s. 216

(2) KIZILOT Şükrü, “Vergi Davası Açma Hakkının Doğması-I”, Hürses, 18.12.1998, s.7

Dnş. 6. D. nin, 06.02.1996 tarih ve E:1995/3104-K:1996/610 sayılı kararı, (Danıştay Dergisi, Sayı:92, 1997, s.504); Benzer şekilde görüş bildiren Maliye Bakanlığı işleminin dava konusu edilemeyeceğine ilişkin olarak bkz. Dnş. 7. D. nin, 19.02.1974 tarih ve E:1973/614-K:1974/352 sayılı kararı, (Dnş. 7. D. nin, (3) 1.C., s.564); Buna karşılık, vergi dairesinin yükümlünün vergi borcunun miktarını bildiren işlemin dava konusu edilebileceğine ilişkin olarak bkz. Dnş. 4. D.nin, 06.10.1997 tarih ve E:1996/5234-K:1997/2887 sayılı kararı, (Danıştay Dergisi, Sayı:95, 1998, s.268)

(4) Dnş. 4. D.nin, 16.10.1986 gün ve E:1986/5182-K:1986/3057 sayılı kararı, (Danıştay Dergisi, Sayı:66-67, s.213)
4- CHP Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Adayı Erkan Kaya Bilgilendirme Konuşmalarını Tamamladıktan Sonra Gelen Sorulara Yanıt Vererek Etkinliğe Son Verdiler.
1 Şubat-30 Nisan 2019 tarihleri arasında işe alınan sigortalılar için 3 ay süreyle prim, vergi ve ücret desteği sağlanacak. Çiftçilerin borç yapılandırmasındaki destek artırılacak
(2019 - 2018 - 2017 - 2016 - 2015 - 2014 Yıllarını İçerir) (2019 - 2018 - 2017 - 2016 - 2015 - 2014 Yıllarını İçerir) (2019 - 2018 - 2017 - 2016 - 2015 - 2014 Yıllarını İçerir)
Meslekte bulunan Argümanların gücü kullanılmalıdır. Mesleğin elinde bulunan argümanlar ile alınamayacak hiçbir hak yoktur.
Tam tasdik sözleşmelerinin son teslim günü 28 Şubattır. Tam tasdik sözleşmelerinin son teslim günü 28 Şubattır......
20 Şubat 2019 tarihli Resmi Gazete’de 24 Seri Nolu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ yayımlandı. Bu Tebliğ düzenlemesi ile KDV iadelerinde önemli değişikliğe gidildi.
20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 24 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde ...
İzmir Bölge İdare Mahkemesi, KHK ile görevine iade edilen öğretmenin açtığı davada, zorunlu nitelikteki ek ders görevi karşılığındaki ücretlerin ödenmesi gerektiğine karar verdi.
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği'nin genel kurulunda yeni başkan belirlendi. Tek aday olan Simone Kaslowski genel kurulda başkanlığa seçildi.
7143 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun kapsamında yapılandırılan borçların Aralık 2018 ve Ocak 2019’da ödenmesi gereken taksitlerinin ...
2018 Yılı Aktif Toplamı 3,449,600 TL veya Net Satışlar Toplamı 6,898,900 TL’nin aşan üretim ve hizmet işletmeleri, 2019 yılında maliyet hesaplarını 7⁄A seçeneğine göre tutmak zorundadırlar.
Yükseköğretim Kurulu tarafından verilen eşdeğerlik kararlarının kamuoyuyla paylaşılmaması İdare Mahkemesinin kararında hataya sebebiyet verdi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, satılan konutların tapudaki satış kaydı ile alınan banka kredilerini karşılaştırıp satış bedelini düşük gösteren mükellefleri vergi dairelerine çağırdı.
İstanbul SMMM Odası Geçmiş Dönem Üsküdar İlçe Temsilcisi Sayın SUAT ANTİK'in Değerli annesi hakkın rahmetine kavuşmuştur.
Sosyal Güvenlik Kurumu, 5434-5510 sayılı Kanuna tabi olma ile memuriyete başlangıç tarihlerinin nasıl belirleneceği hakkında durumları 13 farklı örnekle açıkladı.
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu
2019 yılının Ocak ayına ilişkin bütçe sonuçları açıklandı. Bilindiği üzere her yılın ocak ayı bütçesi fazla verir, bunun nedeni yılın ilk ayında ödenekler hemen serbest bırakılmadığı için
Hazine ve Maliye Bakanlığı, satılan konutların tapudaki satış kaydı ile alınan banka kredilerini karşılaştırıp satış bedelini düşük gösteren mükellefleri vergi dairelerine çağırdı.