Bir yılı daha geride bıraktık.
Duran ERDEM - SMMM
Takvim değişti ama yük aynı kaldı. Kimi evlerde bir tabak eksildi, kimi sofralarda sessizlik çoğaldı. Sevdiklerimizi yalnızca zamana değil; ihmale, adaletsizliğe, yoksulluğa da uğurladık.
Bazen eksildik. Bir işyerinin kapısına kilit vurulurken, bir annenin evladına sarılamayışında, bir gencin bavulunda sıkışan umutlarında… Eksilmek sadece kaybetmek değildi; görmezden gelinmekti, ötelenmekti.
Bazen çoğaldık. Aynı acının etrafında birleştiğimizde, bir ekmeği bölüştüğümüzde, bir haksızlığa karşı yan yana durduğumuzda… Dayanışma, bu toprakların en eski diliydi; yine onunla ayakta kaldık.
Bazen ağladık. Televizyon ekranlarının soğuk haberlerinde, isimleri sayıya dönüşen canların ardından… Belki değmeyen gözyaşları da döktük ama asıl utanç, ağlamamız gereken yerde susmaktı.
Bazen incindik. Sözün susturulduğu, itirazın suç sayıldığı anlarda… Bazen de istemeden incittik; sessiz kalarak, alışarak, “bana dokunmuyor” diyerek. Öğrendik ki suskunluk da bir tercihtir ve bedeli vardır.
Bu yıl bize bir kez daha gösterdi:
Adalet ertelendiğinde, umut yoksullaşır.
Ekmek küçüldüğünde, gelecek daralır.
İnsan yalnızlaştığında, toplum çözülür.
Yeni yıla girerken dileğimiz büyük değil aslında:
İnsanca yaşam, adil paylaşım, onurlu bir gelecek.
Kimsenin açlığı kader, ölümü istatistik olmasın diye…
Bir yıl daha geçti.
Unutursak eksiliriz, hatırlarsak çoğalırız.
Çünkü bu memlekette yarın, ancak birlikte mümkündür.