Finansal Kararlarda Rasyonellik Varsayımı Ne Kadar Geçerli?
Dr. Sabiha TURGUT GENÇ
Mali Müşavir - Öğretim Görevlisi
Finansal karar alma modellerinin önemli bir bölümü, karar vericilerin tutarlı tercihler yaptığı, mevcut bilgiyi etkin biçimde kullandığı ve hedef fonksiyonlarını eniyileyen seçimler yoluyla gerçekleştirdiği varsayımına dayanmaktadır. Bu çerçevede rasyonellik, finansal analiz ve karar alma süreçlerinin temel referans noktalarından biri olarak kabul edilir.
Bununla birlikte finansal yönetim pratiği, karar alma süreçlerinin çoğu zaman bu ideal varsayımlar altında gerçekleşmediğini ortaya koymaktadır.
Finans yöneticileri, kararlarını sıklıkla bilginin tam olmadığı; zaman baskısı, belirsizlik, piyasa oynaklığı ve organizasyonel beklentilerin belirleyici olduğu çok boyutlu kısıtlar altında almak durumundadır. Bu bağlamda alınan kararların, teorik olarak tanımlanan tam rasyonellik çerçevesiyle birebir örtüşmesi her zaman mümkün olmayabilir.
Bu durum, finansal kararların irrasyonel olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Aksine, kararların içinde bulunulan koşullar dikkate alındığında bağlamsal bir rasyonellik sergilediği ifade edilebilir.
Diğer bir ifadeyle finansal kararlar, çoğu zaman ideal bilgi setleri ve kusursuz zamanlama altında değil; sınırlı kaynaklar, artan sorumluluklar ve kurumsal kısıtlar çerçevesinde şekillenir. Bu durum, sezgi, deneyim ve profesyonel yargının karar alma süreçlerindeki ağırlığını kaçınılmaz olarak artırmaktadır.
Bu noktada temel soru şu şekilde formüle edilebilir:
Finansal kararlardan beklenen, teorik olarak en doğru olan mıdır;
yoksa mevcut koşullar altında uygulanabilir ve sürdürülebilir olan mıdır?
Rasyonellik varsayımını mutlak bir ölçüt olarak ele almak, finansal kararların bağlamsal boyutunu göz ardı etme riskini beraberinde getirir. Buna karşılık, kararları yalnızca koşulların kaçınılmaz bir sonucu olarak değerlendirmek de hesap verebilirlik mekanizmalarını zayıflatabilir.
Dolayısıyla finansal kararların, rasyonellik varsayımı ile gerçek karar koşulları arasındaki denge alanında ele alınması, hem analitik hem de pratik açıdan daha tutarlı bir değerlendirme zemini sunmaktadır.