Osmanlı' dan Cumhuriyete Kadın Dergileri
16 Haziran 2021 Çarşamba
Gülüzar Özev

Osmanlı' dan Cumhuriyete Kadın Dergileri

“ Şurasını iyi bilmek gerekir ki, ne erkekler kadınlara hizmetkar, ne de kadınlar erkeklere cariye olmak için yaratılmışlardır. “

                                              Muhadderat gazetesi/okur mektubu (Rabia hanım)

Gülüzar Özev - İstanbul Kadın Muhasebeciler Derneği Başkanı

Yukardaki dizelerde söylendiği üzere, kadınlar cariye olmadıklarının bilinciyle, kendi kurtuluşlarını gerçekleştirmenin  adımlarını atmışlardır. Sömürülmüşlükleri ve ezilmişlikleri onlara yılmaz bir savaşçı kadın kimliği kazandıracaktır.

Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde ilk kez Rum Kadınları, Kypseli isimli kadın dergisi çıkarır. Editörü Efrosini Samarcidis ‘dir. 1845 yılında İstanbul’da çıkartılan ve Kypseli dergisi, Rumca yayınlanarak 34 sayı çıkartılır. Unutmadan söyleyeyim Kypseli demek, Türkçede  petek demektir. Bu dönem;  kadın gazete ve dergiciliğinin yeni yeni doğduğu bir dönemdir. Dergi,  kadınların iyi eş ve anne olabilmeleri için eğitilmeleri yönünde haber yapar.

 Gitar isimli Ermeni Kadın Dergisinin yayım tarihi ise 1862 olup,    İstanbul’da basılır. Ermenice yazılmıştır. Editörü Elbis Gesaratsyan olup, Osmanlı İmparatorluğunun ilk kadın gazetecisi kabul edilir. Gitar dergisi maddi imkânsızlıklar nedeniyle, yedi sayı çıkabilecektir. (1)

MUHADDERAT

1868 yılında, Ali Raşit ve Filip Efendi Terakki isimli gazete çıkarırlar. Gazetelerine ek olarak; pazar günleri  kadınlar için “Muhadderat”ı yayınlarlar. Hemen söyleyeyim Muhadder: iffetli, örtülü kadın anlamına gelir. Muheddarat ise; İffetli kadının ilerlemesi demektir. Kadının ailedeki, eş, anne rollerinin hatırlatılması, ev hanımlığı yemek pişirme gibi konularda bilgilendirme, çocuk bakıcılığının öğretilmesi gibi yazılar yazılan bir gazetedir. Türk kadınlarının ilk defa gazetelerde boy gösterdiği görülür.  Muhafazakâr bir kimlik taşır. Kadının siyasete atılmasını gereksiz bulur, o çocuğuna ve evine bakmalıdır! Muhadderat, bu doğrultuda İngiliz gazetelerinden bazı yazılar nakleder. Örnek vermek gerekirse ; Mecliste  ‘söz filan hanımındır’ dediği vakit, o filan hanımın yanında bulunan Meclis üyesinin kalkıp, ‘filan hanım çocuğuna meme vermekle meşgul bulunduğundan Meclise gelememiştir.’ Cevabını vermesine pek de şaşmamalıdır”(4)

Kadınlara dair ek gazete olarak ilk yayın olan Muhadderat’ın muhafazakâr yapısına karşılık, hanımlardan gelen eşitlikçi mektupları yayınlamakta mahzur görmez. Bu tavrıyla farkında olmadan, uzun yıllar sürecek olan kadın haklarını savaşımının nüvelerini örecektir.

“Erkekler, hüner ve marifetleri ile hem kendilerini, hem de hepimizi geçindirebiliyorlar ve idare ediliyorlar da, biz niçin bilgi ve hüner kazanmaya kudretli olamıyoruz? El ve ayak, göz, akıl gibi vasıtalarda bizim erkeklerden ne farkımız vardır? Biz de insan değil miyiz? Yalnız cinsimizin ayrı oluşumu bu halde kalmamıza sebep olmuştur?  Bunu hiçbir sağduyu sahibi kabul etmez. Eğer öyle olmak gerekse idi, Avrupa kadınları da bize benzerdi. Bilgiden yoksun kalmamıza meşru örtünmemiz sebep gösteriliyorsa ona da taşrada bulunan kadınlarımızı göstermekle yetinirim. Çünkü, onlar erkeklerine her çeşit hizmette yardım etmekte, erkeklerle beraber çalışmaktadırlar.”* işte size; 1868 yılında yaşamış bir kadının, kendi ırkına dair bilinç. Bugünün muhafazakâr kadınlarında bile olmayan cins bilinci.

Yazılan makalelerde, sadece Osmanlı’daki kadın bilincinin dile gelmesini değil, Avrupa’daki kadına dair gelişmelerin de takip edildiğini görüyoruz. Nitekim Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan yazar kadınlar, batıdaki kadın hareketlerini takip ediyorlardı. Fransızca, İngilizce, Arapça, biliyorlar bu dillerde birçok kitap okuyorlardı. Aydınlanma öncüsü kadınların neredeyse tamamı, gelir seviyesi yüksek aileden geliyordu. Çoğu paşa kızıydı. Yalılarda köşklerde yaşıyor, özel eğitimler alıyorlardı.

ŞÜKUFEZAR

Şükufezar sahibinin kadın olduğu ilk feminist dergidir. 1886 yılında yayına başlayan  Şüküfezar: çiçek yeri, çiçek bahçesi anlamını taşır. 15 günde bir yayınlanır. Dergide yazan kadınlar sadece kendi adlarını kullanmışlar, baba ve eş isimlerini kullanmamışlardır. Yayınlanan eserler feminen bir nitelik taşır. Kadınların erkekler tarafından geri görüldüğü,  ayrımcılığa tabi tutulduğu ve bunu önlemek gerektiği yönünde düşünceler üretirler.

Kulağa hoş gelen ismiyle Şükufezar; 1883-1884 yılları arasında yayınlanır. Derginin sahibi Arife hanım amacını şöyle açıklar; Biz ki saçı uzun , aklı kısa diye erkeklerin alaylı gülüşlerine hedef olmuş tayfayız. Bunun aksini ispat etmeye çalışacağız. Erkekliği kadınlığa, kadınlığı erkekliğe tercih etmeyerek çalışma ve gayret yolunda olacağız.”** evet kadınlar yoğun bir gayret içindedirler.

Onların bu gayreti yalnız Osmanlı İmparatorluğu döneminde değil, Cumhuriyet döneminde ve sonrasında da sürecek. Gerek kanunlar içinde gerekse kamusal alanda var olmanın şartlarını zorlayacaklardır.

AİLE

Adından da anlaşılacağı üzere, kadının ev içindeki görevleri, çocuk bakıcılığı, kadınlık eğitimi gibi bir gaye taşıyan dergidir. 1880 yılında yayınlanmıştır. İlginçtir, hedef kitlesi kadın olan dergide yazılan yazılarda hiçbir imza bulunmaz.  Bütün yayınların, Şemseddin Sami ‘nin kaleminden çıktığı söylenir.

DİĞER KADIN DERGİLERİ

Onlarca dergi ve gazete yayınlanır Osmanlı son zamanlarında, bunlar; Ayine, Vakit Yahut Mürebbi-i Muhadderat, İnsaniyet, Hanımlar, Mürüvvet, Parça Bohçası, Alem-Nisvan, Mehasin, Kadın, Erkekler Dünyası, Genç Kadın, Hanım, Hanımlar Alemi, Musavver Kadın, Seyale , Siyanet… Gönül isterdi ki bu dergileri tek tek anlatayım. Ancak yer uygun olmadığı için kısa kesiyorum. Saydığım dergilerin çoğunun yayın hayatı kısa sürmüştür. Hele birde, Parça Bohçası dergisi vardır ki, tek bir sayı çıkabilmiştir. Benim de sahibi olduğum “Kadın Muhasebeciler-Yakamoz” Dergisi henüz bir sayı çıktı ama devamı için çalışmalar yapıyoruz. Temennim Parça Bohçası’na benzemez kaderi.

KADINLAR OYUNCAK DEĞİLDİR

Osmanlı İmparatorluğunun son otuz yılında 40 türde kadın dergisi çıkmıştır. Konular ya kadınların haklarına kavuşması ve ülke sorunu, ya da kadınlık görevlerinin tanınması etrafında birleşir. Bunun dışında da bir dergi çıkar ki gülmeyi hatırlatır insanlara. Mizah dergisi ; Kadınlar Oyuncak Değildir güldürürken bile hesap sormayı ihmal etmez.

KADINLAR DÜNYASI

Dikkate değer en önemli gazete Kadınlar Dünyası’dır. 1913 Yılında çıkartılan Kadınlar Dünyası’nın sorumlu yazı işleri müdürü Ulviye Mevlan’dır. İlk günlük gazete olarak anılır. 1913-1921 yılları arasında günlük olarak 100 sayı yayınlanmıştır.  Bu anlamıyla İkinci Meşrutiyetten sonra yayınlanan tek günlük gazetedir. Kadınların kimlik mücadelesinin ve isyanlarının bu gazetede yansımasını görürüz.

Derginin sahibi ve başyazarı Nuriye Ulviye Mevlan, ilk sayısında söyle yazar;

“İlerlemek ve yükselmek için hem pratik cesaretin hem de ruhsal cesaretin, başka bir deyişle çağdaş kişiliğin önemi konusundaki düşüncelerim artık iyice olgunlaşmıştı. İçinde yaşadığımız uyanış devrinin ve kurulan toplumun temelini oluşturan sosyal bilimlerin ışığında, (kadınların ilerlemesi için) gerekli olan (adımları) cesaretle gerçekleştirecek bir gazete çıkarmaya giriştim.” (2)

Derginin 29.sayısında  Yazan Fatma Galip hanım şunları anlatır; “Evet biz Osmanlı Kadınları, bir devrim yapıyoruz. Bunda şüpheye yer yok. Fakat bu devrimi devam ettirmek, onu vücuda getirmek pek güçtür. Amacımız, bu devrimi sebepleri ve etkileriyle daim kılmak ve sonuçlarını göstererek kökleştirmek , gelecek kuşağa örnek olacak şekilde emanet etmektir. “ *** Anlaşılan o ki; Yüz yıl öncesinin devrimci kadınları mücadelelerinde epeyce zorlanmışlar. Tıpkı günümüzde çaba gösteren, uğraş veren  tüm kadınlar gibi. Bugüne baktığımızda; sivil toplum kuruluşlarında çalışan kadınlar ve dahi erkekler, davalarına  destek verenlerin çok az olmasından yakınırlar. Eylemlerde, faaliyetlerde kim başkansa, tüm yük onun üstüne biner. Örgütlenme , iletişim kurma, yazı hazırlama, yayınlama, miting çağrısı gibi bir yığın işler başkan veya onunla birlikte bir iki kişinin üzerindedir.  Buna bir de üyelerin  kaprisli, kariyer hevesli, egolu halleri eklendi mi, daha bir zorlaşır işleri.

 Fatma Galip hanıma gelirsek; devrimi devam ettirme ve gelecek kuşaklara aktarma derdindedir. Haklıdır. Sorunlar çoktur ve bir insan ömrü yetmez bu sorunları çözmeye , ancak kurumlarla mücadele edilirse başarılı olunur. Devamlılık ancak örgütlenme nezdinde sağlanır. Nitekim o günün; derneği ve basını bugünün; dernek ve basınına öncülük etmiştir. “kendi doğumundan önce olanları bilmeyenler sürekli çocuk kalmaya mahkumdur” sözünde olduğu gibi tarihi bilmek çok önemlidir. Dergiler, gazeteler, kitaplar, resimler ve diğer yapıtlar,  geçmişi atlamamakta  büyük etken olurlar.

Yalnız şunun altını çizeyim, o çağda feminizm üzerine mücadele eden kadınlar; burjuva kadınlardır. “Beşik sallayan el dünyaya hükmeder” diyerek özgüvenlerini sürekli diri tutmuşlar. Erkeklerle aynı haklara sahip olmak, kamusal alana çıkmak için mücadele etmişlerdir. Belki de ilk defa kırsal kesimde yaşayan kadınlara özenmişler. “Onlar erkeklerle beraber çalışıyorlar, üretiyorlar, bizler niye çalışma hayatına katılmayalım “ diye şikayetlerde bulunmuşlardır.

 Yalnız araştırmalarımda eksik ve üzücü bir duruma rastladım. Kendi özgürlük alanlarını yaratmaya çalışan burjuva kadınlar işçi emekçi kadınlara dair, hiçbir çaba sarf etmiyorlardı. Üstelik bu sosyolojik resim Dünya’da da aynıydı.

HANIMLARA MAHSUS GAZETE

1895 yılında yayına başlayan gazetenin sahibi erkek olmasına rağmen, yazarlarının çoğu kadındır. Resimli bir gazete olmasıyla hanımların beğenisini kazanmıştır. Haftada iki kez yayınlanan dergi, 13 yıl boyunca yayın hayatını devam ettirmiştir. Hanımlara Mahsus Gazete en uzun süreli yayın özelliği taşır. Gazetenin politikası: kadınların eğitimi, çalışma hayatına katılması, kadınlar üzerindeki baskıların tartışılması, ailevi konulardır.****  Şu hususu belirtmek isterim; O dönemde  bugünkü gibi gazete dergi ayrımı yoktu. İki kavramda aynı anlamı taşıyordu.

Halide Edip, Fatma Aliye, Şair Nigar, Emine Sediye, Arife ve daha birçok hanımlar gazetede yazıları yayınlanır. Erkek yazarların da olduğu gazetede, kadın romanları  , hikayeler dizi halinde yayınlanır. (4)

İNCİ

1919’da Sedat Simavi tarafından çıkartılmıştır. Kadın, güzellik, çocuk konularını işler, bunun yanında edebiyat ve öykülere yer verir. Reşat Nuri, Köprülüzade Mehmet Fuad, Yahya Kemal, Falih Rıfkı, Zeliha Osman, Ayşe Hikmet bu gazetede zaman zaman yazmışlardır.

O DÖNEMDE KADINLARA DESTEK VEREN ERKEKLER

Kadınlar kendilerini yazın yoluyla, örgütlenme yoluyla ifade ederken çok engelle karşılaştılar. Karşılarına her zaman din eksenli fermanlar kurallar, günahlar, ayıplar çıkarılarak mücadelelerine ket vurmak  istendi. Yobazlar çoktu, düşmanları,  köstekçileri de. Ama yılmadılar. Bir çarşafı cart diye yırtar gibi yırttılar; tutsaklıklarını. Özgürlük bayrağını taşıyan bir değil birçok kadın vardı. İşte bu uzun yolda onları destekleyen erkekler de vardı. Onların lehine yazı yazan, mücadelelerine destek veren. Tevfik Fikret, Şemsettin Sami, Namık Kemal, Ziya Gökalp Şemsettin  Sami, İbrahim Hakkı, Ahmet Şuayıp…

İşte, kadınların haklarına saygı duyan bir avuç aydın. Fazla değillerdi  zaten. Kısaca bu aydın erkeklere değineyim.

Tevfik Fikret, meşhur ;” Elbette sefil olursa kadın, alçalır beşer.” Sözüyle kadınlara çağdaş, daha doğrusu çağın ötesinde bir bakış açısıyla bakabilmiştir. Tevfik Fikret; ” Kızlarını okutmayan bir millet, oğullarını manevi öksüzlüğe mahkum etmiş demektir. Hüsranına ağlasın.”Diyerek kadınların eğitim almasının ne kadar önemli olduğunun altını çizmiştir.

Kadına destek veren erkekleri araştırırken Yazar Şemseddin Sami’nin güzel bir sözüne rastladım. Sizlerle paylaşmadan edemezdim: “ Erkeklere terbiye vermek gölge veren ağaç dikmek gibiyse, kadınlara terbiye vermek hem gölge, hem de yemiş veren ağaç dikmek gibidir.” (3)Nitekim, Şemsettin Sami kurduğu gazete ile, kadın yazarların oluşmasını teşvik edecektir.

Namık Kemal yazdığı eserlerde kadın erkek ilişkilerini irdeler. Ünlü piyesi; Vatan Yahut Silistre’de, ilk kez erkeğin yanında savaşa katılan bir kadın rolüne yer verir.

 Yukarda saydığım, yazarların aydınların kadına destek vermesini, daha çok yazınsal alanda olduğunu düşünüyorum. Gerçek anlamda kadın erkek eşitliğini hazmetmeleri pek mümkün görülmemiştir. Tam da bu noktada Yaprak Zihnioğlu konuyu çok güzel irdeler yerinde saptamalarda bulunur. Şöyle anlatır; “Kamusal alanda belli bir özgürlük isteyen erkekler iki nedenle kadın hakları konusunda yazıyorlardı. Birincisi, modernleşme bağlamında, “kadınlar gelişmeden cemiyet ilerleyemez” diye düşünülüyordu. Çocukları eğitimli anneler yetiştirmeliydi. Bence ikinci neden, kendileri içindi. Modernleşmeyi savunan erkekler kimle evlenecekti? Tabii ki okumuş yazmış, eğitim görmüş kadınlarla evlenmek istiyorlardı. O dönem devamlı Avrupa’ya erkek öğrenci gönderiliyor; onlar da dönünce geleneksel ailelerde yetişen genç kadınlarla uyum sağlayamıyorlardı. Nitekim, pek çok ünlü yazar, Avrupalı kadınlarla evlenmiştir.” 

Kadın mücadelesine destek veren aydın erkeklerin ileri görüşlülüklerinden dolayı böyle bir davranış sergilemelerine saygı duymamak mümkün değil. Evlenecekleri  kızların okumuş olmasının, entelektüel yalnızlıklarını gidermede çok faydası olacağı düşüncesi ile eşitlikçi bir düzeni savunmalarını ise kadınlar tarafından iyi değerlendirildiği kanısındayım. 

Gelin biraz da kadın dergilerinin  çıktığı Osmanlı ‘dan Cumhuriyete kadar olan dönemde, memleketin hali nasılmış  bir bakalım.

Bu dönem için çok ağır bir yıkım olan  iki savaş yaşanmıştır. Biri balkan savaşı diğeri Birinci Dünya Savaşı. Erkek nüfus büyük ölçüde azalmıştır. Büyük bir yoksulluk hatta kıtlık baş göstermiştir. Zorunlu olarak kentli kadınlar üretime yönlendirilir. Kadınlar bu acı yılları büyük fedakarlık ve kahramanlıkla atlatırlar. Bu arada sosyal statülerinde değişimler olur. Kamusal alanda yer alırlar. Örneğin, Bankalarda, postanelerde işe girerler.

 1917 yılında Aile Hukuku Kararnamesi   yayınlanır.  Bu kararnameyle evliliklerde devletin onayı şart olacak. Kadın izin vermediği sürece üstüne kuma getirilmeyecek. Evlenme yaşı kızlarda 17, erkeklerde 18 olacak. Kadın isterse kocasına boşanma davası açabilecektir.

 1850’lilerden başlayan kadın mücadelesi,  meyvelerini eğitim alanında da verir; ilkokulların yanında ortaokullar, kız sanat okulları ve  üniversite açılır.  Kadınlar öğretmenlik, müdürlük faaliyetine başlarlar.

Değerli okur gördüğünüz gibi büyükannelerimizin verdiği onca emek onca çaba boşa gitmemiştir. Biz kadınlar olarak bugün,  eğitimden, sosyal haklara, siyasal varlığımızdan, ekonomik özgürlüğümüze kadar birçok kazanım elde etmişsek, bu, o günkü mücadeleci analarımızın yüzü suyu hürmetinedir.  Esas sözüm ise   “Her şey aynı kalır, hiçbir şey değişmez, değiştirmeye gücümüz yetmez “ diye düşünenleredir.

Gelelim; emekçi işçi kadınların hallerine…

İŞÇİ KADINLARIN DURUMU

Burjuva kadınlar, eşitlik için mücadele ederken, karnını doyurmaktan başka derdi olmayan yığınlarca emekçi insan  vardır. Hani  şu Nazım’ın “destanımızda yalnız onların maceraları vardır” dediği.

Halı, çarşaf, havlu, kumaş dokumacılığı, ipek dokumacılığı gibi işlerde çalışan on binlerce kadın, bir tas çorba, bir sıcak köşe uğruna, didinir dururlar.  Ağır çalışma şartları, uzun  mesai saatleri, düşük ücretler… Sonunda  kadınlar greve gider. 1908 -1910 yılları İstanbul ve Anadolu’da Balkanlarda grevlerin patlak verdiği dönemdir. Yüzün üzerinde grev olduğu söylenir. Grevlerin çoğuna da kadınların öncülük ettiğini görürüz.

 Kadın işçilerin eylemleriyle ilgili ilk haber; yabancı bir gazetede yapılır. 4 Ocak 1867 tarihli, The Levant Herald adlı İstanbul gazetesinde yer alan maliyeden 20-30 parayı geçmeyen alacakları için toplanan ve paralarını alamayınca gürültü çıkarıp dışardan müdahaleyle susturulan kadın işçiler haberi basında yer alan ilk işçi hareketi haberidir. (evrensel gazetesi 10 Mart 2011)

İlk grev 1876 yılında, İstanbul’un Eyüp ilçesinde yer alan Feshane’de diye anılan fabrikadadır. Kadınlar bu fabrikada, Osmanlı ordusunun fes ve abalarını (hırka) dikerler. Ancak emeklerinin karşılığını alamazlar. Rum ve Ermeni kadınlardan oluşan 50 işçi Babıali’ye yürürler. Sadrazama dilekçe verirler. Ödenmeyen ücretlerin ödenmesini isterler.

1908 yılında Sivaslı işçi kadınlar; 16 saat çalışmalarının karşılığı olarak günlük 2 kuruş  ücret almaktadır. Oysa bir ekmeğin fiyatı 5 kuruştur, üstelik son derece kötü undan yapılmaktadır.  Bunun üzerine kadınlar ayaklanırlar. 50 kadın öncülüğünde başlayan isyan, erkeklerinde katılımıyla kısa zamanda 500 kişiye ulaşır. Topluluk valiliğe yürür. Vilayet konağının camlarını kırar, un depolarını yağmalar. Un vurguncularıyla birlikte hareket eden belediye başkanı linç edilmekten son anda kurtulur.

1910 yılında Bursa iplik fabrikasında çalışan kadınlar; ücretlerine zam, en az bir saatlik öğle dinlenmesi, insanca çalışma koşulları için greve giderler. Sayılarının en az 3000 kişi olduğu söylenir.

Kadınların mücadelesi bitmedi. Kadın cinayeti vakaları çok can yakıyor. İşçi kadınların mücadelesi ise, en yıkıcı haliyle erkek sınıfdaşı  ile birlikte devam edecektir.

Evet değerli okurlar geldim yazımın sonuna. Osmanlının ve Türkiye’nin aydınlanma öncüsü kadınlardan bahsedecektim ama bu  köşeye sığdırmak o güzel insanlara haksızlık olurdu. Ben de bir sonraki yazımda işlemeye karar verdim.

Sözlerimi o zamanın devrimci kadını; Ruhsan Nevvare Hanımın sözleriyle sonlandırıyorum;

“Evet o kadar çok şey isteyeceğiz, ilerlememizi o kadar ciddi bir dirençle arayacağız ki görüp işitenler bizlerdeki istek ve hevese hayret edebilecekleri gibi, şimdiye değin horlanarak ve aşağılanarak yaşadığımıza şaşacaklar.

Geçmişin ütopyası bugünün gerçeği ise, bugünün ütopyası geleceğin gerçeği neden olmasın.

İnsanlık bunu bildiği için hep ilerlemiştir ya…

Yararlanılan Kaynaklar

*Hatice Özen, Tarihsel Süreç İçinde Türk Kadın Gazete ve Dergileri.

**Abdullah ciclelove.com

***Fatmagül Berktay “Osmanlı Kadın Hareketi” Kadın Araştırma Dergisi 2012/1, Sayı 10

****Selma Malkoç/ Duygu Vefikuluçay Yılmaz, Osmanlı Dönemi Kadın Dergileri, Uluslararası Kadın Araştırmalar Dergisi

1-      (1) BİANET Adem Özgür İstanbul BİA Haber Merkezi 21 Şubat 2018

2-      (2) Meral Akkent İstanbul BİA Haber Merkezi 04 Nisan 2013

3-      (3)Faik Bulut İttihat ve Terakki’de Milliyetçilik ve Kadın Tartışmaları, Su yayınları.

4-      (4) Güldal Okuducu, Türk Kadınını Kısa Tarihi, Kaynak Yayınları

5-      Feryal Saygılıgil, Kadınlar Hep Vardı, Dipnot Yayınları.

6-      Vikipedi

12- Vergi Müfettişi Ramazan Kaya "7256 Sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Matrah Artırımları ve SGK Borçlarının Yeniden Yapılandırılması" Konulu Sunumlarına Devam Ederken Zaman Zaman Gelen Soruları Yanıtladıktan sonra İktisadi Dayanışma Kameralarına Resim Vererek Seminer Sona Erdi.
7256 Sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Matrah Artırımları ve SGK Borçlarının Yeniden Yapılandırılması
Zoom platformu üzerinden gerçekleştirilecektir.
"7326 Sayılı Kanun Uygulamaları" Konulu Etkinlik Zoom Üzerinden Canlı Yayınlanacaktır.
"Sizleri Kadın Muhasebeciler Kampına Bekleriz."